Eğitim önce evde başlar. İşte bu yüzden çocuklarımızı eğitirken dürüst olmalıyız.

Aile kavramı farsça kökenlidir. Birini çekince diğeri ya da diğerlerinin de ayakta duramadığı topluluk anlamına gelir. Aile içerisinde ondan sebep benden çok biz konuşulur, ailede ondan sebep ben değil sen diyen insanlar topluluğudur. Bu yüzden okul ve aile, çocuğun gelişiminin ve eğitiminin olmazsa olmaz iki kurumudur. Anne babalar, çocuk yetiştirme tutumlarında değişik faktörlerden etkileniyorlar. Mesela, geçmiş yaşantılarından, kültürlerinden, kendi kişisel değerlerinden, anne-baba algılarından ve gelecekle ilgili hedeflerinden. Yani çocuklarımıza öğrettiğimiz her şeyde, aslında bizden bir parça var…

Anne-baba olmanın ancak yaşayarak öğrenebileceğini belirten Avrupa Okulları Kurucusu Talip Emiroğlu, bu süreçte bazen olması gerekenleri, bazen içimizden geleni, bazen de yaşananların sonuçlarını uyguladığımızı söylüyor.

Değiştirmek yerine geliştirin

Anne baba olarak insanın, kendi çocuğunu eğitmesinin hiç kolay olmadığını, çoğunlukla çocuklarımızı kendimizden ayrı düşünmekte zorluk çektiğimizi söyleyen Emiroğlu, ailelerinin eğitimde “geliştirmek” yerine “değiştirmek” üzerine odaklandıklarında sadece yanlışları ve eksikleri gördüklerini, bunlarla ilgili düzeltme ve tedbir alma yoluna giderken çocukla aralarında gergin bir ilişki oluşmasına neden olduklarını, oysa çocukların anlaşıldığını hissetmeye ihtiyacı olduğunu söylüyor.

Çocuklarınıza karşı samimi ve dürüst olun

Eğitimin; destek olmayı, yol göstermeyi, bilgi vermeyi, model olmayı ve uygun ortamları sağlamayı içermesi gerektiğini belirten Talip Emiroğlu, çocuğumuzu eğitirken ona karşı açık olmak, dürüstçe kendimizi ortaya koymak zorunda olduğumuzu, belli rollere sıkışmadan olduğumuz gibi bir insan olarak var olmanın çocuğumuz için en önemli eğitim olduğunu belirtiyor.

Çocuklarımızın bizim sadece söylediklerimize değil, söylediklerimizi nasıl uyguladığımıza da baktıklarını ve bunlar arasında uyuşmazlık gördüklerinde, bize olan güven ve inançlarının sarsıldığını da sözlerine ekleyen Emiroğlu şöyle devam ediyor: “Eğitim süreci içinde zorlandığımız, sıkıntı yaşadığımız, hata yaptığımızı fark ettiğimiz anlar olabilir. Duygularımızı doğru ya da yanlış diye ayırmadan kendimize bunları yaşama hakkını vermeli ve paylaşabilmeliyiz. Bu, çocuğumuzun kendine ve hayata olan toleransını arttırır. Duygularımızı paylaştığımızda yaşadığımız sıkıntının yükünü hafifletir ve uygun alternatifleri daha rahat görebiliriz. Biz kendimizi açtığımızda çocuklar da duyguları tanıyıp onları nasıl ifade edebileceklerini öğrenirler.

Ayrıca hata yapma, zorlanma gibi durumlarla nasıl başa çıkabileceklerini görebilirler. Onlar da kendilerini ifade etmeye başlarlar. Bu durumda da onları dinlemek, anlamaya çalışmak bunu yaparken de öğüt vermemek, yargılamamak, kıyaslamamak, hafife almamak, konuyu değiştirmemek yapacağınız en iyi şey olacaktır. Bunları dikkate aldığınızda çocuğunuzun sizinle daha çok şey paylaştığını göreceksiniz.”

Çocuklarımızı eğitirken birçok konuda kendimizi de eğitmek durumunda kalırız. Çünkü eğitim evde başlar. Karşılaştığımız zorluklarda kendimizi görür, tanırız. Kendimizi değerlendirir, eleştiririz.

Kendine yetebilen bireyler olmaları için onlara fırsat tanıyın

Çocuklarımızın bizim doğrularımızı bizim istediğimiz yollarla bulmaları için uğraşmanın, sabırsızlanmanın, hata yapmalarına fırsat vermeden, her şeyi hazır sunmanın ve sürekli koruyucu olmanın onların hayatı gerçek anlamda yaşamalarına engel olduğunu da belirten Emiroğlu, oysa çocukların bu dünyaya bizim istediğimiz gibi biri olmak için gelmediklerini, onlara seçim hakkı tanımazsak kendi başlarına bunu yapmaları gerektiğinde daha büyük zorluklar yaşayacaklarını önemle hatırlatıyor ve özellikle ailelere sesleniyor “Ailelerin kendine yetebilen, zorluklarla başa çıkabilen kısacası bu dünyada tek başına var olabilen bir birey yetiştirmek için mutlaka çocuklarına fırsat vermeleri gerekiyor.

Çocuklarımızı eğitirken birçok konuda kendimizi de eğitmek durumunda kalırız. Çünkü eğitim evde başlar. Karşılaştığımız zorluklarda kendimizi görür, tanırız. Kendimizi değerlendirir, eleştiririz. Eğer bu sonuçları kendimize yol gösterici olarak kullanabilirsek çocuğumuz ve kendimiz için uygun eğitim ortamlarını daha rahat oluşturabiliriz. Eğer yolumuzu belirlemekte karar veremiyorsak bu konuda bize yol gösterebilecek uzmanlardan yardım almak, ne yapacağını bilememekten daha iyi bir yol olacaktır.“

Ceza çocuğa ne yapmayacağını öğretir, oysa çocuğun ne yapmayacağını bilmekten öte ne yapacaklarını bilmeye ihtiyacı vardır.

Olumsuz davranışlarının nedenini düşünün

Çocuğun olumsuz davranışlarının altında yatan nedeni/nedenleri bilmek o davranışa daha analitik yaklaşmanıza yol açar nedeni araştırmak çocuğu anlamaya çalışmak anlamına gelir. Aksi takdirde çocuğun davranışları ile ilgili tepkimizi oluştururken kanaatleriniz ve ön yargılarınız sizi yanlış bir yöne sürükleyebilir.

Takdir ve teşvik edin

Çocukların her olumsuz davranışında sürekli tepki vermek, çocuk için anne ve babasıyla kuracağı iletişimde olumsuzluklar yaşaması anlamına gelir. Oysa zaman zaman çocuğun yaptığı olumlu davranışları gündeme getirerek takdir duygularını belirtmek, onu da olumlu davranışlar yapmaya teşvik eder.

Çözüm yolu önerin

Ceza çocuğa ne yapmayacağını öğretir, oysa çocuğun ne yapmayacağını bilmekten öte ne yapacaklarını bilmeye ihtiyacı vardır. Bu yüzden anne baba olarak bu tür durumlarda çocuğa yaptığı davranışların ne kadar kötü ve düşüncesizce olduğunu söylemek yeterli değildir. Mutlaka çocuğa önerilerde bulunmak (öğüt ve akıl vermek değil ) gerekir. Onun tercihler yapmasına fırsatlar vermek, onun iyiyi kötüden ayırt etme melekesini geliştirir ve karar verme yeteneğini arttırır.

Eğitim süreci içinde zorlandığımız, sıkıntı yaşadığımız, hata yaptığımızı fark ettiğimiz anlar olabilir. Duygularımızı doğru ya da yanlış diye ayırmadan kendimize bunları yaşama hakkını vermeli ve paylaşabilmeliyiz.

Duyguya karşı duygu, düşünceye karşı düşünce ile iletişim kurun

Çocuğun herhangi bir davranışının kaynağı, duygusal bir durum olabildiği gibi mantıksal bir durumda olabilir. Bir yetişkin olarak anne babalar çocukla iletişimde akıl ve mantık yolunu kullanmayı tercih eder. Oysa çoğu durumlarda çocuğun duygusal paylaşıma ve empatiye ihtiyacı vardır. Çocukla iletişimde bu ince ayarı göremezsek çocukla aramızda iletişim boşlukları ve kör noktalar oluşabilir. Basketbol kuralları ile futbol oynamaya çalışmak gibi…

Öğüt vermek yerine örnek olun

Öğüt vermek kolay ama sıkıcıdır. Örnek olmak zor ve kalıcıdır. Çocuklarımızın etkili ve tutarlı kişilik geliştirmesini arzu ediyorsak örnek olmak çok daha değerli ve kalıcı bir yaklaşımdır. Öğütler yerine örneklerle yaklaşmak çocuğun gözünde ve nezdinde değerimizi artırır.

Kişiliğini değil davranışlarını değerlendirin

Çocuklarla yaşadığımız olumsuz durumlarda çoğu anne baba çocuğun yaptığı davranıştan yola çıkarak çocuğun egosunu hedef alır. Bu durumda çocuk ya siner ya da karşı tepki verir, bu da çatışma ya da teslim olma demektir. Oysa çocuğun egosuna değil yaptığı davranışın olumsuzluğuna yönelik bir iletişim kurgularsak, çocuk davranışını analiz etme ve daha iyi davranışlar oluşturma imkanına sahip olur.

Avrupa Koleji ailelere destek oluyor!

Avrupa Koleji, aileleri bilinçlendirmeye yönelik eğitim sisteminden dil eğitimine, pedagojik ve psikolojik destekten anne baba iletişim becerilerinin geliştirilmesine pek konuda ailelere destek oluyor. Çocuğunuz Avrupa Okulu’nun öğrencisi olsun veya olmasın, kurumun akademik ve danışma kadrosu ailelerden gelen soruları yanıtlıyor, uygun bulduğu yönlendirmeler ile ailelere destek oluyor. Sorularınız için (0212) 547 80 10 numaralı telefondan rehberlik servisini arayabilirsiniz.

Kaynak: http://clss.link/1KMjj8M