Öğretmenler ve aileler için üstün yetenekli çocukları tanıma kılavuzu

“Eşit olmayanlar için, eşit muamele yapmak, en büyük eşitsizliktir.”

ustun-yetenekli-cocuklari-tanima-klavuzu

Ülkemizde çoğu zaman “üstün zeka” olarak ifade edilen bu kavram, maalesef tam anlamıyla söylemek istediğimizi anlatmıyor. Aslında “Üstün yetenek” demek çok daha doğru.

Zeka, elle tutulup, gözle görülmeyen fakat var olduğuna inanılan bir güçtür. Doğuştan gelir. Bunun yanında, belli dönemlerde belli noktaları kaçırmamak gerekir. Uygun şartlar ve uyarıcılar zekayı besler. (aile, okul ve kitle iletişim araçları)

Yapılan gözlemler gösteriyor ki beyin gelişiminde zamanlama da çok önemli. Beyni zamanında uyarılan çocuklar daha iyi ve kolay öğreniyorlar. Çocuklar için 0-6 yaş dönemi çok kritik bir dönem. O dönemde öğrenme kapasiteleri çok yüksek. (Bizden dört kat daha fazla).

 

Üstün zeka nedir?

  • Zekâ testlerinde 130 IQ puanı geçen kişiler üstün zekâlı olarak kabul edilirler.
  • Üstün zekânın rakamlarla belirlenmesinin çok zor olduğuna inanılır.
  • Üstün zekâ, genel zihinsel, özel akademik, yaratıcı-üretken, liderlik sanat veya psikomotor alanlarında üstün özellikler göstermek olarak tanımlanır.
  • Yirmi birinci yüzyıla yaklaşıldıkça üstün zekâ tanımları daha da liberalleşti, “üstün zeka” “üstün yetenek” olmaya başladı.
  • Amerika Birleşik Devletleri Üstün Zekâlı Çocuklar Ulusal Konseyi üstün zekâlı çocuğu;  “ Bir ya da daha fazla alanda olağanüstü performans gösteren veya olağanüstü potansiyeli olan birey” olarak tanımlamıştır.
  • Bilim ve Sanat Merkezleri Yönergesinde ise “Üstün veya özel yetenekli çocuk, özel akademik alanlarda veya zekâ, yaratıcılık, sanat ve liderlik kapasitesi yönüyle yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için okul tarafından sağlanamayan hizmet veya faaliyetlere gereksinim duyan çocuktur.” diye tanımlanmıştır.
  • Üstün zekânın tanımı konusunda henüz evrensel düzeyde bir tanıma ulaşılmış değildir.

6 Tip üstün yetenekli çocuk var!

  • Başarılı üstün zekalı çocuk – Küçük yaşta desteklenmiş, sistemi biliyor, keşfedilen ideal öğrenciler
  • Yaratıcı/ hırçın – İnatçı, alaycı, otoriteyi sorgulayan, riskleri seven ve olumlu davranmayan
  • Saklı bahçePotansiyelini saklayan, güvensiz, endişeli, bir anda başarı düşüklüğü yaşayabilir.
  • Okulu bırakanlarAgresif, akademik başarılı değil, geç tanınır, özel yetenekleri var ama okul onları takdir etmiyor.
  • İki kere tanımlanmışÜstün zekaya ek olarak öğrenme güçlüğü ya da fiziksel engelleri var, parlak fikirliler, dağınıklar, çok stresliler, 2dk. yerinde oturamazlar, defter tutamazlar, toplum dışlıyor, okulu bırakabilirler.
  • Otonom öğrenciler – Sayıları az, okul başarısı yetmiyor, okul sadece bir araç, öğrenmeyi seviyorlar, bize ihtiyaçları yok, erken yaşta üst düzey başarılar sağlıyorlar.

Üstün yetenekli diye tanımladığımız çocukların özellikleri neler?

  • Sağlık açısından normalin üzerinde bazı özellikler gösterirler. ( Kokulara, seslere daha duyarlıdırlar)
  • El göz koordinasyonları ve refleksleri daha gelişmiştir.
  • Küçük yaşta bazı ağır kavramları sorgularlar. (Ölüm)
  • Mantıksal muhakemeler kurabilirler.
  • Problem çözme becerileri gelişmiştir. (Karmaşık problemleri kolaylıkla çözerler.)
  • Yaratıcı düşünürler. (Sınıf ortamını zorlayan fikirleri olabilir.)
  • Ayrıntıları görürler, onlar için detaylar önemlidir.
  • Sayılar, matematik ya da okumaya yatkındırlar.
  • Yazarken sıkıntı yaşayabilirler çünkü çok hızlı düşünürler.
  • Okumayı öğrenirken ses temelli öğretim yerine, cümle temelli öğretimde daha başarılı olurlar.
  • Hafızaları çok kuvvetlidir.
  • Çok fazla meraklıdırlar ve çok soru sorarlar. ( Amaçları konuyu dağıtmak değildir, fakat hep öyle algılanır.)
  • Sözcük hazineleri çok fazladır.
  • Zaman kavramı erken gelişir. ( Saati çabuk öğrenir ve zamanı hissederler.)
  • Mekan duyguları gelişmiştir. ( yer, yön, sağ, sol…)
  • İki işi aynı anda yapabilirler.( Dinler ve bir yandan da resim çizebilirler.)
  • İçten denetimlidirler. Yapmak istiyorlarsa yaparlar.
  • Empati yetenekleri gelişmiştir.
  • İkna güçleri yüksektir.
  • Dikkat süreleri uzundur.
  • Gelişmiş bir mizah yetenekleri vardır.
  • Yüzsek amaç ve idealleri vardır.

Üstün yetenekli çocukların yaşadıkları başlıca sorunlar nelerdir?

  • Öğretmenleri onları ukala bulabilir.
  • Arkadaşları dikkat çekmek istediklerini sanabilirler.
  • Müfredatın %35 – %50’sini bilerek gelirler.
  • Eğitim sistemindeki tekrarlardan sıkılırlar. ( Kendi öğrenmelerinin hızında eğitim alamadıkları için okuldan nefret edebilirler. Hatta fark edilip ona göre bir farklılaştırma yapılmazsa eğitim hayatlarını bırakabilirler.)
  • Spesifik geri bildirimler beklerler.
  • Düşüncelerini ifade ederken sözlerinin kesilmesinden çok rahatsız olurlar.
  • İlgi ve merakları çok fazla olduğu için maymun iştahlı oldukları düşünülebilir.
  • Okul kuralları ve öğretmenlerini çok sorgularlar.
  • Yaşıtlarından çok büyük çocuklarla ve yetişkinlerle arkadaş olmak isterler.
  • Bağımsız olmak ve tek çalışmak isterler. ( Zaman zaman buna izin verilmeli. Sürekli gruba dahil edilmeye çalışılmamalıdır.)
  • Özgüvenleri ya çok yüksek, ya da çok düşük olurlar. ( Çevre ve öğretmen çok önemli)
  • Haksızlığa hiç tahammülleri yoktur.
  • Mükemmeliyetçidirler.
  • Dünyaya karşı duyarlıdırlar. 

(http://clss.link/1KMtLx7)

Üstün mü? Peki, ne yapacağız?

Beynin işleyiş haritasını çıkarabilir miyiz?

Bunu çıkarmak hiç de kolay değil. Özellikle de kullanılan zeka testlerin 30 yıl öncesinde kullanılmaya başlandığı düşünülürse… Acaba bu testlere güvenebilir miyiz? Artık çocuklarımızın uyarılmışlık düzeyleri çok farklı. Teknolojiyle doğup onunla iç içe büyüyorlar, görsel uyaranlarla da her yerde fazlasıyla etkileşim içindeler. Bilmedikleri şey, yok denecek kadar az. Çocuklarımız hakkında yorum yaparken, çocuklarımızı ve onların sorularını gözlemlememiz çok önemli. Nasıl eğleniyorlar, iletişim kuruyorlar, öğreniyorlar… Bunu en iyi ebeveynler yapabiliyor.

0-3 yaş dönemdeki ebeveyn etkileşimi çok önemli.

İyi etkileşim kuran ebeveynlerin çocukları fark yaratırken, etkileşim kurulamayan çocuklar için maalesef sonuç olumsuz oluyor. Üstün yetenekli diye tanımladığımız çocuklar, üst düzey zekaya sahipler ve bunun yanında tutarlı bir başarı sergiliyorlar. Başarıları hiçbir zaman tesadüf değil.

Bu noktada aile gözleminin yanında, öğretmenin gözlemleri de çok önemli. Bir şeyleri yaşıtlarına göre farklı ve öndeyse, bu çocuğu değerlendirmek çok önemli. Burada amaca dikkat çekmek istiyorum. Amacımız, elimize bir üstün belgesi alıp, okul okul dolaşarak burs istemek olmamalı. Bu çocuğa zarar verir. Bu sonucun mutlaka mahrem bir tarafı olmalı. Test skoru asla çocukla paylaşılmamalı. Bunu yaparak çocuğu etkilememeliyiz.

Beyin işleyişini neler etkiliyor?

Normal bir insanın (Tüm insanlarda standart) beyninde yaklaşık 100 milyar nöron var. Beynin her noktası çalışıyor. Bunun yanında beynin yapısı standart, fakat işleyişi farklı. Beynin işleyişini düşündüğümüzde onu etkileyen durumlar üç tanedir.

  • Vücuttaki termal değişiklikler
  • Nöronlar arasındaki elektriksel iletiler
  • Vücuttaki kimyasal değişiklikler (özellikle ergenlik dönemi)

Beynin ön tarafında (frontal lob), yaratıcı, yargısal ve stratejik düşünme becerisi gözlemleniyor. Bu bölgede bir güç var. Biz çocuklarımızın bu gücün farkında olmalarını istiyoruz. Bunu nasıl yapabiliriz? Bir konu ile ilgili onlarca soru çözmek yerine, bir soru çözüp, bu sorunun üzerinde tartışmalı. Sınıf bir laboratuvar gibidir. Bunun için en güzel ortam evdir. Öğretmen rolüne girmeden, müdahale uygulamadan, “sadece ne yaptığını biliyor mu” bunu gözlemlemek için sohbet etmeliyiz.

– Bugün ne öğrendin?

– Neler yaptın?

– Seni üzen bir şey oldu mu?

– Seni mutlu eden bir şey oldu mu? Gibi.

8 yaş dönemine dikkat!

Daha önce belirttiğim gibi 0-3 yaş kritik bir dönem. Bir kritik dönem daha var, o da 8 yaş dönemi. Çocuk bu dönemde soyutlamaya geçiş yapıyor. Bu dönemde çocuğun performansı birden düşebilir ya da öncesinde çocuk iyi uyarılmışsa, performansı birden artabilir. Nöropsikolojik temelli öğrenmede, çocuğun bilişsel sorunlarının beynin hangi alanıyla ilgili olduğu gözlemlenebilir, tespit edilebilir ve hatta ölçümlenebilir. Çocuğun bilişsel işlemlerinin gözlemlenmesi, akademik becerilerin doğal sürecine nasıl etki yapacağı hakkında bize çok değerli ipuçları verir.

Akademik becerilerin doğal sürecinde neler yer alıyor?

  • Şekil algısı
  • Sembol kullanımı
  • Sesler
  • Kelimeler
  • Cümleler
  • Fikirler
  • Ana fikir
  • Tema

Nöropsikolojik temelli teorilerden yararlanılarak yürütülen çalışmalar, sadece öğrenme sorunu olan öğrenciler için değil tüm öğrenciler için planlanmakta. Önceleri eğitimin hedeflerinde öğrencilerden beklenenler; öğrendiklerini hatırlamaları, kavramaları ve kendilerinden istendiğinde bu bilgileri uygulamada pratik olmalarıydı. Günümüzde ise öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerinden yararlanarak, bu bilgileri analiz etmeleri, sorgulamaları, yargılamaları ve yeni fikirler üretmeleri bekleniyor.

Üst düzey düşünme becerilerinin gelişimi; yoğun ve katı kurallarla şekillendirilmiş okul ortamları ve sıkı ders programları değil, beynin öğrenme sırasında nasıl işlediğinin öğrenilmesi ile yapılandırılmış, öğrenme stratejilerinin kazanılmasıyla mümkündür.

Neler yapabiliriz?

  • Günlük yaşam diliyle sohbet ederken bile çocuklarımızın dil alanında iyi bir alt yapı hazırlayabiliriz. Biz, genelde davranışa odaklanırız. Çocuklarımızın yazdığı hikayeler de davranışları anlatan hikayelerdir. Bu noktada duyguları ve düşünceleri tanımlatabiliriz. Bunu yaparken ne hissettin? Ne düşündün? şeklinde sorular sorup, onları yönlendirebiliriz.
  • Kelime hazinesi ve kavramlar çok önemli.
  • Simgelerin imgelere dönüştüğü ortamlar yaratmalıyız. Birlikte bir şeyler paylaşmalıyız. (Özellikle ergenlikte dikkat etmeliyiz.)
  • Çocukların bilgiyi işleyip işlemediğini, kullanıp kullanmadığını gösteren süreci iyi gözlemlemeliyiz.
  • İlgi alanlarını gösterebileceği etkinlikler yapmalıyız. İstanbul’da 50’den fazla müze var, buraları ziyaret edebiliriz.
  • Uyarıcı ortamları genişletmeliyiz. Bu ortamları daraltırsak, patolojik sorunlar ortaya çıkabilir.
  • Çok kısa süreli olsa bile keşiflerini engellememeliyiz. Bir ay gitar kursuna gitti, şimdi bateri çalmak istiyor diye kızmamalıyız.
  • Ne istediklerini kendileri seçmeli, kararlarına saygı duymalı, onları zorlamamalıyız.

“Zihinsel alanda meşgul edemediğiniz kişi, sizi meşgul eder.” bunu asla unutmayın.

(http://clss.link/1K8W1ZL)

 

Üstün yetenekli çocuk ile çalışkan çocuk arasındaki farklar nelerdir?

Öğrenme, tekrar ya da yaşantı sonucu davranışta meydana gelen kalıcı değişikliklerdir. Her birey için farklılıklar gösterir. Bizler öğrencilerimizi en iyi şekilde tanıyarak ve gözlemleyerek onlar için en faydalı yöntemleri belirlemeli ve uygulamalıyız. Onların mümkün olduğunca birden fazla duyusuna hitap eden etkinlikler hazırlamalıyız.

Her çocuk farklı ve özeldir bunu asla unutmamalıyız. Daha önce de yazmıştım ve yine tekrar ediyorum “Öğrenemeyen çocuk yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır!”ustun-yeteneklicocuk-karikatur

Sizlere üstün yetenekli öğrencilerin nasıl öğrendiklerini ve çalışkan öğrencilerle arasındaki farkları tanıtacağım.

Üstün Yetenekli Çocuklar Nasıl Öğrenir?

  • Öğrenme sırasında, beyinde bir yol oluşur. Sonra tekrar edersek bu yol ( öğrenme) kalıcı olur.
  • Üstün yetenekli çocuklar, bu yollardan birkaç kere yapıyorlar ve bu nedenle yolları çok sağlam. Kolay kolay unutmazlar.
  • Bilgiyi sünger gibi çekerler. Ezberleri kuvvetlidir.
  • Sağ ve sol beyin arasındaki geçişler hızlıdır.
  • Böyle çocuklar, bağlantıları yoğun ve düzgün kullanırlar.
  • Akıl yürütmeleri ve yorumlama kabiliyetleri gelişmiştir.
  • Bu çocuklar testlerde çok iyi değillerdir. Bunun nedeni, biz siyah- beyazız. Onlarda gri tonları çok fazla. Akıllarından geçen cevabı, testteki seçeneklerde bulamayabilirler. Onları değerlendirirken klasik sorular tercih edilmelidir.
  • Bir konuyla ilgili derinlemesine soru sormayı çok severler. Eğer sorularının cevaplarını bilmiyorsak, “bilmiyorum” demeliyiz. Onları asla geçiştirmemeliyiz. Hemen durumu fark ederler ve bize olan güvenleri sarsılır.
  • Öğrenme sürecine aktif katılmak isterler.
  • Öğrenirken birden fazla duyularını kullanırlar.
  • Özellikle ilgilerini çeken konularda dikkat süreleri uzundur.

Üstün Yetenekli ve Çalışkan (Parlak) Çocuk Arasındaki farklar:

Üstün Yetenekli Çocuk:

  • Cevabı olamayan soruları sorar.
  • Sorulan sorulara daha çok soru sorarak karşılık verir.
  • 2. adımda mantığını çözer, 10. Adıma geçer.
  • Duygu durumlarını çok zor ve ağır geçirir.
  • İlgi alanları çok fazladır. Neredeyse her şeye karşı merak duyabilir.
  • Üst düzey dil becerilerine sahiptir.
  • Fikirlerinde kendi faydasından çok, küresel düşünür.
  • Zaten biliyordur. Verilenleri eski bilgisiyle birleştirir. Sentez yapar.
  • Her zaman daha fazlasını ister.
  • Bilgilerin kullanıcısıdır.

Çalışkan Çocuk:

  • Cevabı olan soruları sorar.
  • Sorulan sorulara cevap verir.
  • Hızlı gider ama adım adım gider.
  • Duygu durumlarını çabuk atlatır.
  • Belli sayıda ilgi alanı vardır.
  • Dil becerilerini hızlı öğrenir ve yaşına uygun kelimeler kullanır.
  • Fikirlerinde kendi faydasını ve bakış açısını dikkate alır.
  • Kolay öğrenir, ne veriliyorsa onu aynen almaya çalışır.
  • İyi bir bilgi saklayıcısıdır.

(http://clss.link/1K8W2wB)