Çocuğum Televizyon İzlemek İçin Ağlıyor mu?

Çocukların ağlaması konusunda geçenlerde Türkiye’de bir Aletha Solter rüzgarı esti. Sağolsun blogcu anneler* çok güzel yazılar yazdılar, semineri bizler de izlemiş kadar olduk. Bu konuda yazılan yazılar haliyle her anneyi ilgilendiriyor. Evdeki üç çocuğumdan biri benim sinirli anlarımda buyurduğum üzere “ağlak”, son derece nazik bir insan olan halasına göre ise “çok ifadeli”. İkizi ise fazlasıyla “cool” ki bu da onun duygularını içine attığı anlamına mı geliyor, yoksa “çok da tın” durumu mu hala emin değilim. Ve bu birbirinin zıddı iki kız kardeşin 2 yaşındaki erkek kardeşleri de ağlama konusunda ağlayan ablasını örnek alıyor şimdilik. Ağlama karşısında benim hissim ise gerçekten yüksek dozda stresi kaldıramadığımda oluşan herşeyi bırakıp kaçma isteği. Yemin ediyorum, beni çocuk ağlaması kadar fena bir moda sokan tek bir durum var,  o da uykusuzluk. Tabii bir kaç çocuğun ağlaması ve üstüste uykusuzluk durumunda da tam bir ruh hastasına dönüştüğümü itiraf etmeliyim.

Bizim evde ağlama konusu haliyle her türlü teknolojik aletin kullanımı konusunda da gündeme gelebiliyor. Dolayısıyla “Süre bitti iPad’i ya da televizyonu kapatıyoruz” durumlarında ağlama ile karşılaştığım oldu tabii. Ancak son zamanlarda çok karşılaşmıyorum çok şükür. Çünkü “kaldırırım olur biter, sen de ağlar ağlar susarsın sonunda” mesajı benden çok net bir biçimde gitti galiba. Kurala uyulmadığında bir sonraki haklarını kaybedeceklerini biliyorlar. Bizim “ifadeli” için bile o hakkı kaybetmemek o kadar önemli ki kendisini bu konuda ağlayarak ifade etmemeyi öğrendi. Bir kez ağlama krizine girdi, iPad hakkını kaybetti. Hakkını kaybedince daha beter krize girdi. Tınmıyorum açıkçası, otoriter annelik. :-(  Karnıma giren ağrılar…

Benim ağlama konusuna göre galiba tavrım değişiyor. Teknolojik aletler konusunda kuralları gevşetmek için ağlamaya başlayan çocuğuma “çok üzüldüğünü anlıyorum, seni seviyorum” diye sarılmam genel de imkansız çünkü ayna gibiyim karşımdakinin ruh halini aynen yansıtıyorum. Ve kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım o an kendi olumsuz duygumdan arınamıyorum. Ve uzmanların dediğini yapmaya çalıştığımda yapay oluyorum. Zaten çoğunlukla geri püskürtülüyorum, herhalde yapay olduğum için. Benim yöntem  genelde “sen ağla bir rahatla, ben de sakinleşeyim, öyle konuşalım”. 6 yaşta bunu anlayabiliyorlar bizim evde, 2 yaşı bu yazı kapsamına almıyorum. 30 yaşına geldiklerinde psikologlarıyla beraber bana lanet okuyor mu olurlar bilemem tabii…

Yani bu tür ağlamaların “hepsinin” gün içinde oluşan bir sorundan kaynaklandığına, stres birikmesi olduğuna da maalesef ben henüz ikna olmuş değilim. İfadeli kızım, herhangi  bir  isteği olmadığında bizi isteğinin olması için ikna etme amaçlı ağlıyor.  Seyircimiz varsa daha beter ağlıyor. Onun için o anda o isteğinin olması çok önemli. Ama yine de, annesi dahil diğer insanların ona “bunun için ağlanmaz” demeye hakkı olduğunu da sanmıyorum. Bana göre, ne için ağlanıp ne için ağlanmayacağına her insan, çocuk da olsa, kendi karar verebilir. Televizyonu ağlamaya değer buluyorsa ağlasın, rahatlasın. Onun için bizde en çok söylenen söz “Ağla, rahatla”. Ama o ağlarken asıl ben delirmeyeyim diye bana birşey önerilmesi lazım. Ben genelde kendim mola almayı tercih ediyorum ki tehlikeli sınırlara girmeyeyim. Bu mola da maalesef bazen onun ağlamasını yok saymak anlamına da gelebiliyor. Keşke bu işlerin bir reçetesi olsaydı.

Sonuç olarak, itiraf ediyorum, o kadar yazılıp çizilenden sonra bile bizim evde “tv için” ağlayan çocuğa anlayış gösterebilecek sakin bir anne hala bulunmuyor maalesef.  Ağlayıp rahatlayan bir çocuk ve sakin kalmaya uğraşan bir anne var ortada. Keşke beni değiştirebilecek bir sihirli değnek olsa. Ancak ağlama krizine girmiş çocuğu görmezden gelin önerisi de uzmanlardan çıkmıştı ki ben onu bile hakkı ile yapabilen biri değilim. Her dönem yeni bir öneriyle karşı karşıyayız. Bu kadar önerinin olması da iyi belki, kendimize, çocuğumuza göre kombin yapıp kullanıyoruz işte. Tek dileğim bu bendeki psikopatlık ve çağımızdaki bilgi bomardımanı ile çocuklarıma çok büyük zararlar veriyor olmayayım.

Şimdi herkesler Aletha Solterin çizdiği yolda ilerlemeye çalışıyor. Yapamayanlar, azıcık yapabilenler, ya da yapamayacağından korkanlar var mı aranızda gerçekten çok merak ediyorum. Bütün bu yazılıp çizilenlerden sonra çizgi film diye ağlayan çocuğunuza siz ne yapıyorsunuz?

Alıntıdır:http://www.onlineanne.com/2012/11/06/televizyon-icin-aglayan-cocuga-ne-yapalim/

1 Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.