Sınıfta 5 zor kişilik ve onlarla başedebilme

Bu yıl “zor” öğrencilerin bile derslere odaklanmasını sağlayabilmek için olumlu davranış yönetimini kullanın. Her öğretmen gibi ben de bir sınıfı idare etmenin ne kadar önemli bir iş olduğunu biliyorum. Kendi çalışma yerim olan Avustralya”da ve dünyanın görev yaptığım çeşitli yerlerinde farklı yeteneğe, geçmişe ve mizaca sahip 25 ya da daha fazla öğrenciyi alıp birlikte çalışan, haklara saygı duyan bir grup oluşturmanın ne kadar zahmetli bir iş olduğunu tekrar tekrar gördüm.     Belirli türlerdeki öğrenci davranışları (her sınıfta görülmesine karşın yine de can sıkıcı olan) bu işi başarılması daha zor hale getirir. Buna rağmen sınıftaki en zor kişiliklerin bile hakları ve sorumlulukları dengeleyen olumlu disiplin yöntemlerine olumlu karşılık verdiğini keşfettim.

 

Bu yazıda aşağıdaki kişilik türleri için işe yarayan stratejileri bulacaksınız:
1.          Gevezeler
2.          Yapışkanlar
3.          Boykotçular
4.          Tartışmacılar
5.          Somurtkanlar

1. GEVEZELERGözlemci olduğum bir sınıfta öğretmen grup etkinliklerinden önce bir noktayı açıklıyor; tam bu anda bir öğrenci diğerine dönüp fısıldamaya başlıyor. Öğretmen: “Oya ve Emel, Dersi anlatmaya çalışıyorum!” Oya: “Ama ben konuşmuyordum!” Öğretmen: “Oya, seni Emel ile konuşurken gördüm. Ben ders anlatırken konuşma. Dikkatini buraya ver.” Oya: “Hocam yapmayın. Emel sadece bana çalışmayla ilgili bir soru sordu!” Öğretmen: “Beni dinle— Kimin ne söylediği beni ilgilendirmez. (Öğretmen doğal olarak sinirlenmiştir; özellikle Oya”nın ses tonundan ve el kol hareketlerinden dolayı.) Oya: “Ama, Emel ” Öğretmen: “Oya!” Bu yüksek ses tonunu şöyle bir ifade izler: “Bir kelime daha söylersen…” ya da azarlayıcı bir tonda “… bıktım usandım”. Her iki durumda da zarar verici bir yan vardır.
İZLENECEK STRATEJİLER •          Olumlu bir yönlendirmede ya da anımsatmada bulunun ve ardından teşekkür edin. İstemediğiniz davranışa değil istediğinize odaklanın; Örneğin “Karışma” demek yerine “Teker Teker” ya da “Görgü kurallarımızı hatırlayalım” gibi. Yönlendirmeleri kısa tutun; sorun üzerinde çok fazla durmaktan kaçının. Buna ek olarak, davranış hedefimize daha uygun bir mesaj verdiğinden dolayı düzeltme yaparken bile “lütfen”e ek olarak kimi zaman “teşekkürler” sözcüğünü kullanmanın daha etkili olduğunu gördüm.
•          Ses tonunuzu ve beden dilinizi seçin. Öğrenciler tarafından nasıl duyulduğumuz büyük ölçüde bizim sözsüz davranış biçimlerimize bağlıdır. “Sessiz adımlarla lütfen,. Teşekkürler” ifadesini alaycı bir ses tonuyla ve parmağınızı öğrencilere doğru sallayarak söyleme olumlu sözcüklerin hepsini bir çırpıda yok eder. Ses tonunuzu, bakışınızı, öğrenciye yakınlığınızı ve beden dilinizi sürekli kontrol altında tutun.
•          Stratejik aralar vermeyi deneyin. Öğretmenler dikkati çekmek ya da korumak istediklerinde duraklamaların bilinçli kullanımı yardımcı olabilir. Gerekli talimatı vermeden önce kullanılan bir ara öğrencilerin size bakmasını, sizi dinlemesini ve hemen ardından yanıt vermesini sağlayabilir. Öğretmen odanın diğer köşesinde konuşan iki öğrenciye seslendiğinde “Oya, Emel ne yapıyorsunuz?” büyük olasılıkla onlar yalnızca kendi adlarının söylendiğini duyacaklar, sorunun ne olduğunu anlamayacaklardır bile. Önce öğrencilerin adlarıyla (daha otoriter bir tonda) başlayıp bir ara verdikten sonra yönlendirmeyle devam etmek daha iyi fikirdir.
•          Nasıl yönlendireceğinizi bilerek dikkati asıl konunun üzerinde tutun. Konuşan öğrencilerden önlerine dönüp konuştuğunuz sürece dinlemelerini isteyerek dikkatimizi birincil davranış sorununa (bizim öğretme ve diğerlerinin öğrenme haklarını öncelikle etkileyen davranış biçimi) vermiş oluruz. Öğrenciler tartışır ya da surat asarlarsa bu davranış sırası gelmeden konuşma sorununa yönelik olmaz. Yeniden yönlendirme, ikincil konulara dikkatimizi vermek yerine kurallara, haklara veya verilen talimatlara odaklanma şeklidir. Öğrencilerin görüşlerine bir parça katılıp (öğrencilerin duygularına değer verip) sonra çabucak asıl konuya dönerek bunu yapabilirsiniz.

UYGULAMALI STRATEJİLER Öğretmen ödevi açırkarken Oya ve Emel özel olarak konuşup diğerlerini rahatsız ediyorlar. Öğretmen konuşmayı keser. Kimi zaman bilinçli olarak yapılan bir duraklamanın tek başına öğrencilerin dikkatini çekmeye yettiğinin farkındadır — ama bu sefer işe yaramaz. Bu yüzden o kızlardan önlerine dönüp dinlemelerini ister: “Emel . . ., Oya . . ., lütfen önünüze dönüp dinleyin, teşekkürler.” Oya darılmış bir şekilde “ama biz sadece ödev hakkında konuşuyorduk” der. Bu noktada öğretmen söylenen şeyin doğru olup olmadığıyla ilgilenmez. Konuyu başka bir yöne çevirir: “Ders hakkında konuşuyor olabilirsiniz ama önünüze dönüp dinlemenizi istiyorum, teşekkürler. Bu anlattıklarımızı bilmeniz gerekiyor.” Oya”nın kırgınlığı ya da küslüğü sürerken (ama sesini çıkarmadan) öğretmen dikkatinizi sınıfın geri kalanına verir ve konuşmasına kaldığı yerden devam eder.

2. YAPIŞKANLAR Bir sonraki tiplememizde küçük sınıflardan birindeki kompozisyon dersinde öğrencilerin başındayız. Halid sınıfın diğer yanından seslenir. Halid: “Öğretmenim, öğretmenim, bakar mısınız?” Öğretmen: “Bir dakika Halid.” Halid: “Ama öğretmenim bundan sonra ne yapacağımızı bilmiyorum!” Öğretmen: “Dinle, aynı anda hem orada hem burada olamam değil mi?” Halid: (ağlamaklı bir tonda) “Ama öğretmenim. . .” Öğretmen: “Tamam, tamam!” Öğretmen, onun her çağırışında kendisine yardımcı olmaya gideceği gibi asılsız bir düşünceyi kuvvetlendirerek ona yardımcı olmaya gider.
İZLENECEK STRATEJİLER •          Bilinçli olarak duymamazlıktan gelmeyle başlayın. Bilinçli olarak duymamazlıktan gelme, belirli davranışları gözardı etmek ve dikkatleri dersin akışı üzerinde tutmak ya da olumlu davranışları farketmek ve desteklemek amacıyla öğretmenlerin bilinçli olarak aldıkları bir karardır. Öğrenciler kısa zamanda “kurallara uyup parmak kaldıran ve bekleyen” öğrencileri öğretmenlerin dinlediklerini anlayacaklar ve kurallara uymaya çalışacaklardır.
•          El işaretleriyle basit yönlendirmeleri/anımsatmaları birleştirin. Bilinçli olarak duymamazlıktan gelme işe yaramazsa ve öğrencinin davranışı diğer öğrencilerin öğrenmesini ya da sizin öğretmenizi etkiliyorsa basit bir yönlendirmede bulunmayı ya da anımsatmayı deneyin: “Söz almadan önce parmak kaldırın, lütfen” ya da “sınıf içindeki kurallarımız neydi?” Sözlü yönergelerinizi güçlendirmek ya da kimi zaman onların yerine kullanmak açısından el işaretli çok etkili olabilir (özellikle sene başından beri bunları kullanmaya başladıysanız). Örneğin, öğrencinin beklemesi gerektiğini belirtmek için elinizi dur anlamında kaldırın ya da çocuğa parmak kaldırması gerektiğini anımsatmak için bir parmağınızı konuşmaması gerektiği anlamında ağzına koyup diğer parmağınızı havaya kaldırabilirsiniz.
•          Öğrencilere seçenekler sunun. Verilen ödev öğrenciye özel değilse “bana sormadan önce çevrendeki üç arkadaşına sor” türünde bir yöntem oturtabilirsiniz. Öğrencileri izlenmesi gereken işlemler konusunda birbirlerine yardımcı olmaya, masalarında sessizce bilgi alışverişinde bulunmaya ve ancak son çare olarak sizin yardımınızı istemeye teşvik edin.
UYGULAMALI STRATEJİLER Birinci sınıflardaki bir sanat etkinliği sırasında öğrencilerin arasında dolaşıp kilden yaptıkları şekiller hakkında konuşuyorum. Sıraların birinde bir öğrenciyle konuşurken diğer yanımdaki birisi elbisemi çekiştirme başlıyor: “Öğretmenim, şuna bakın, yaptığıma bakın!” Bakabilirim ya da çekilmesini söyleyebilirim ama bunun yerine bilinçli olarak duymamazlıktan geliyorum. En sonunda pes ediyor, parmağını kaldırıp bekliyor. Böyle yapmamış olsaydı elimi kaldırıp “bekliyoruz” anlamına gelen bir işaret yapar ve dikkatimi daha önce konuşmakta olduğum öğrenciye tekrar verirdim. Her iki durumda da ilk öğrenciyle işimi bitirip diğerine döndüğümde hala sessizce beklediğini görürsem çalışmasını görmeye can atar bir şekilde yanına giderim.

3. BOYKOTCULAR Üçüncü sınıftakilerin tümü harita çizme projeleri üzerinde harıl harıl çalışıyorlar, Murat dışında. O, morali bozuk bir şekilde havaya bakıyor. Öğretmeni onun bu çalışmayı yapabileceğini çok iyi biliyor. Öğretmeni deli eden asıl sorun da bu. Öğretmen: “Murat, niçin çalışmıyorsun?” Murat: (iç çekerek) “Bilmiyorum” Öğretmen: “Ödevle ilgili bir sorunun mu var?” Murat: “Eveet . . . coğrafya sıkıcı geliyor.” Öğretmen: “Sıkıcı öyle mi? Bak işte bu çok kötü. Ne yazık ki orada oturup haritayı tamamlayıncaya kadar canının sıkılmasına katlanman gerekiyor. . . . Bunu tamamlamanın ne kadar süreceği beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor!” Bu süre boyunca Murat önüne kapanıyor ve tartışma sürüp gidiyor.
İZLENECEK STRATEJİLER •          Öğrencilere sonuçlarıyla birlikte seçenekler sunun.
Öğrenciler ödevleri ağırdan alıyor ya da yapmıyorlarsa onları doğrudan bir seçeneğe ya da sonuca yönlendirin. “Ödevini şimdi yapmazsan onu ders dışındaki boş zamanlarında yapman gerekecektir” demek, özellikle boş zamanını satranç, kişisel çalışmaları ya da bilgisayar oyunlarıyla geçiriyorsa işe yarayacaktır. Kullandığınız dil, öğrencilere davranışlarının kendi sorumlulukları altında olduğu ve nasıl davrandıkları konusunda denetime sahip oldukları mesajını verecektir.
•          Çalışmaya yeniden dönmesi için süre verin.
Çalışmaya yeniden dönmesi için verilen süre, öğretmenin düzeltici yönlendirmesine yanıt vermesi için öğrenciye verdiği süredir. Öğrenciye bir yol önerdikten ya da bir anımsatma yaptıktan sonra öğretmen sakin bir şekilde sınıfta göz gezdirebilir ya da başka bir öğrenciyle uğraşmak için dönebilir. Böyle yapmakla öğrencinin yönlendirildiği şekilde davranacağını beklediği mesajını iletir. Bu, öğrencilerin isteklere uyarken incinmemelerini sağlarken öğretmenlerin de gereksiz, uzun tartışmalara girmelerini önler.
•          İlişkiyi yeniden kurun. Bir düzeltme yaptıktan ve öğrenci de buna uyduktan sonra (gönülsüzce de olsa) ders sırasında daha sonra yanına gidip ilişkinizi yeniden kurmak önemlidir. Bunu olumlu bir kaç sözcük fısıldayarak (“Böyle çalıştığını görmek çok güzel…”) ya da sadece gülümseyip başınızı onaylayarak bile yapabilirsiniz. Bu, çocuğa ilişkinizin hala sorunsuz olduğu (düzeltmeyi bir kenara koyarsak) ve onun sizin gözünüzde hala iyi bir yere sahip olduğu izlenimini verir. Kısa bir teşekkür ya da onay “Çabalarını farkediyorum” anlamına gelir ve arada herhangi bir kırgınlığın olmadığı mesajını da verir. UYGULAMALI STRATEJİLER Murat ve öğretmeni arasında geçen konuşmaya yeniden dönelim. Öğretmen: “Murat . . . Ödevini şimdi yapmazsan bunu teneffüste yapmak zorunda kalacaksın.” Murat: “Ama bu hiç adil değil.” Kollarını kavuşturur ve somurtur. Öğretmen: “Belki öyle ama bu senin seçimin.” Öğretmen yürür ve Murat”e işe yeniden dönebilmesi için zaman verir. Öğretmenin kendisine bakmadığından emin olduktan bir kaç dakika sonra gönülsüzce de olsa Murat çalışmasına devam eder (aslında öğretmeni onu yan gözüyle izleyebiliyordur). Teneffüs zili çaldıktan sonra öğretmeni onunla yeniden konuşur. Öğretmen: “Doğru kararı verdiğine sevindim Murat.” O oynamaya giderken öğretmeni de aferin anlamında koluna hafifçe vurur.

4. TARTIŞMACILAR
Her okulda öğretmenlerine kafa tutan, karşılık veren ve hiçbir sözün altında kalmak isteyen öğrenciler olur. Bu tür kişilerin niçin suçsuz oldukları, yapılanın niçin adil olmadığı, öğretmenlerin niçin onlara taktıkları konusunda on ayrı neden ve açıklama sıralayabilirler. Asıl şaşırtıcı olan öğretmen ve öğrenci arasındaki tartışmaların çoğunun aşağıdaki son sınıf örneğinde olduğu gibi ufak tefek, önemsiz konularla başlamasıdır. Öğretmen: “Cüneyt, niçin masanda değilsin?” Cüneyt: “Sadece Dimi”den bir cetvel istiyordum!” Öğretmen: “Bana bak, sakın yalan söylemeye kalkma. Cetvel istemiyordun. Seni gördüm. (Öğretmen Cüneyt”ın suratında “seni kandırıyorum” anlamına gelen sırıtmayı gördüğü için daha da sinirlenir.) Bu davranışından bıktıp usandım!” Cüneyt: “Bu arada cetvel isteyip istemediğimi nereden biliyorsunuz? Dimi”ye sorabilirsiniz.” (Öfkeli bir şekilde kollarını kavuşturur. Tüm sınıf onu izliyordur.) Öğretmen: “Çok akıllı olduğunu sanıyorsun değil mi? Bak sana ne diyeceğim. . .” Bu noktada, Cüneyt ağır kanlı ve kızgın bir şekilde sandalyesine yaslanırken ufak bir söylev başlar. Önceki atışmalardan canı sıkılan öğretmen Cüneyt”ın suratında tehditkar bir ifadeyle sandalyeye yaslanışını göze batan bir terbiyesizlik olarak yorumlar. Tartışmayı sürdürüp öğrenciye meydan okur. Öğretmen: “Sen ne yaptığını sanıyorsun, ha?”

İZLENECEK STRATEJİLER
•          Birincil davranışı ikincil davranıştan ayırt edin. Cüneyt”ın öğretmenleri onu sorunlu bir çocuk olarak anlatırken düşündükleri ikincil davranışlarının toplamı (ondan daha öncelikli olan birincil davranışlardan ağırlığı duygusal olarak daha fazla olduğundan). Öğretmenin sorusuna verilen “Evet” yanıtı bile hem kulağı hem gözü rahatsız edebilir. Konuşma tonlarını, biçimlerini ya da sözcüklerini suçlamak istersek öğrencilerin ikincil davranışlarına fazla tepki göstermemiz ya da onlara odaklanmamız kaçınılmazdır. En azından şimdilik birincil davranışlara odaklanın.
•          Gereksiz tartışmalardan kaçının. Kavgacı bir öğrenciyi doğrudan kontrol edemesek de kavgalarla nasıl başedebileceğimizi kontrol edebiliriz. Tepki gösteren ya da savunmaya geçen düzeltmeler, özellikle beden dili biraz saldırgansa, tartışmayı uzatır ve dikkatimizi özgün konudan uzaklaştırır. Öğenciler tartışmalarını hiçbir zaman uysal olmayan yaşıtlarının önünde sürdürebilirler. Kendinize güvenli ama nazik olun, öğrenciyi asıl konuya yeniden yönlendirin ve tartışarak, kavga ederek ya da düşmanca taktiklerle ikincil davranışlara esir olmayın.
•          Dersten sonra karşılıklı görüşmeler planlayın. Tartışan birinin ikincil davranışlarını o an için görmemezlikten gelme sizin avantajınıza olsa da bu konuda bir şey yapmamanız gerektiği anlamına gelmez (özellikle öğrenci bu tür davranışları alışkanlık haline getirmişse). Dersten sonra karşılıklı görüşme planlayıp öğrenciye ikincil davranışının nasıl gözüktüğünü ya da anlaşıldığını ve karşılıklı haklarımızı nasıl etkilediğini anlatabilir (hatta gösterebilirsiniz). Dersten sonra karşılıklı görüşmeler hakkında daha fazla bilgi için Somurtkanlar bölümüne bakın.

UYGULAMALI STRATEJİLER Başka bir son sınıfta Bülent”nin ödevine başlamadığını farkettim. Yanına gidip sıradan bir tarzda sordum: “Bülent, henüz başlamamışsın sanırım. Bir sorun mu var?” Davranışlarım cana yakındı. “Evet, şey, kalemim yok, nereden bulabilirim?” yanıtına “Sorun değil, benimkini ödünç alabilirsin” diye karşılık verdim (ne zaman son sınıf öğrencileriyle ders yapsam yanıma kurşun, tükenmez kalemler, cetveller ve silgiler alırım – sorunları önleyici bir idare tarzı). Kendi kendine bir şeyler mırıldanıp sesini azaltıp önüne bakarak “Evet, şey cetvelim yok” dedi. Öğretmen masasındaki malzeme kutusunu göstererek “benimkilerden birini ödünç alabilirsin” yanıtını verdim. “Şey, benim kağıdım da yok” derken sesi oldukça sinirli bir tona bürünmüştü. Zavallı çocuk! Oyununu bozuyordum. Alaycı olmaya çok müsaittim ama “Masamda kağıt da var” yanıtını verdim. “Daha sonra gelip nasıl gittiğine bakarım” diye de ekledim. Bu son yardımsever açıklamadan sonra eminim içinden küfretmiştir. Ben uzaklaşırken ihtiyacı olan şeyleri almak üzere öğretmen masasına doğru gittiğini gördüm. Daha sonra ders sırasında homurtuları konusunda kendisini kontrol edebildiği için onu takdir ettim. Terbiyeli olmak zor iştir.

5. SOMURTKANLAR Demet çok sevilen, parlak bir beşinci sınıf öğrencisi. Ödevlerini yapması konusunda bir sorunu olmasa da öğretmeni onun davranış sorunları olduğundan yakınıyor. O sınıfla yaptığım ilk dersimde Demet”nın ders sırasında sürekli gezindiğini ve diğer öğrencilerle sohbet ettiğini farkettim. Bilinçli olarak bir süre bunu görmezden geldim ama sonraları onu kendi masasına dönmesi konusunda uyardım. Gözleri tavana bakarak, ıslık gibi bir sesle “Sadece Michelle”den silgi alıyordum” dedi. Bu sırada çıkardığı “cık cık” sesleri ve başka yöne çevirdiği gözleriyle somurtkan karşılığı tamamlanır (en sık görülen ikincil davranış). Hemen hemen onu her düzeltişimde, basit anımsatmalar bile olsa, bu durum tekrar ederdi. Sınıfta bu tür davranışların çoğunu yönlendirip gerginliği azaltmaya çalıştım ama en sonunda başka bir şeyler yapılması gerektiğine karar verdim.

İZLENECEK STRATEJİLER •          Gerekiyorsa okuldan sonra bir sohbet ayarlayın. Bu tür kısa konuşmalar (etik açıdan kapı açık olarak) öğrencilerin davranışları açısından ders sırasında neler olduğunu aydınlatmanızı sağlamak için çok uygundur. Öğrencilere, alışkanlık haline gelmiş ikincil davranışlarının sınıf hakları ve sorumluluklarına göre kabul edilemez olduğunu anlatmamız çok önemlidir. Bu tür sohbetlerin yılın başlarında yapılmaya başlaması ikna edici olması bakımından oldukça etkili olur (yılanın başının küçükken ezilmesi yaklaşımı). Böylece öğrenciler öğretmenin her zaman belirli davranışları dersten sonra takip edeceği mesajını almış olurlar.
•          Davetinizin zamanlamasını iyi yapın. Öğretmenler öğrencileriyle dersten sonra konuşmak isterlerse teneffüs zili çalmadan hemen önce kalmalarını istemek daha iyi olabilir. Böylece, “Niçin?”, “Neden Ben?” ya da “Ne Yaptım?” gibi gereksiz tartışmaları önlemiş olursunuz.
•          Olumlu mesajlar vermeye çalışın. İkazlarımızın, düzeltmelerimizin ve gerilmiş ilişkilerin onarımının süren bir ilişkili sayesinde mümkün olabileceğini unutmayalım. Olumlu bir ses tonuyla ve arkadaşça konuşun, parmağınızı sallamak gibi tehdit edici beden dilinden kaçının. Söylev çekmektense karşılıklı konuşmak daha iyidir.
•          Sorunlu davranışı yansıtmayı önerin. Birçok öğrenci ikincil davranışının nasıl gözüktüğünün farkında değildir. Onlar olayları bizim gözlerimizle göremezler. Öğretmenler çoğu zaman bu tür davranışları kaba ve otoritelerini sarsıcı bir davranış olarak görürler. Bizim değer yargılarımıza göre kaba olan şey aslında zayıf sosyal beceriler, kötü alışkanlıklar, öğrencinin dikkat çekme isteği ya da sınıf ortamında gücünü gösterme arayışından ibarettir. Davranışlarında neler gördüğümüzü yansıtıp duygularımızı açıklayabilirsek ve saygı ya da adil muamele görmeleri için onları sınıf kurallarına uymaya davet edersek en azından kabalıktan ne anladığımızı ve böyle davranışların ilişkileri nasıl zedelediğini açıklamış oluruz.

UYGULAMALI STRATEJİLER Teneffüs zilinden hemen önce Demet”ya dersten sonra birkaç dakika kalmasıni söyledim. İncinmiş bir tonda “Niçin?” diye sordu. Bunu duymazdan gelip sınıfı dışarı çıkardım. Sınıf dışarı çıkarken Demet ellerini kavuşturup duvara yaslandı. Demet”ya biraz önce derste bir sorun olup olmadığını sordum.
Demet: (gözleri yere bakarak bastırmaya çalıştığı bir somurtkanlıkla) “Hayır.” Öğretmen: “Dersten sonra kalmanı istediğim için belki de kızgınsın ya da moralin bozuk, öyle mi?” Demet: “Evet. Kötü ne yaptım?” Öğretmen: “Masanı dönmeni söylediğim zamanı hatırlıyor musun? Ne yaptığını ve ne söylediğini anımsıyor musun?” Bu noktada Demet önemsiz bir bakış fırlattı.
Öğretmen: “Ne dediğini sana göstermemi ister misin?” Demet: “Efendim?” Öğretmen: “Dur sana göstereyim.” Bu noktada onun sabahki duruşunu, el kol hareketlerini ve ses tonunu başını sallayışıyla ve kaba bakışıyla yansıtmaya çalıştım. Kısa bir gösterimden sonra gülümseyerek solümü tamamladım. Demet gönülsüzce gülümseyerek savunmaya geçti: “Bunu her zaman yapmıyorum”. “Evet her zaman değil” diyerek sürdürdüm “ama bu davranışları çok sık yapıyorsun. Ben sana bu şekilde davranmıyorum Demet. Bu şekilde konuştuğunda ses tonundan ve söyleyiş şeklinden dolayı saygızlık haline geliyor”. Demet: “Şey, bunu yapmak istememiştim.” Öğretmen: “Olabilir, sen bunu kasdetmemiş olabilirsin ama senin ne söylediğin ve nasıl anlaşıldığı bu.” Bu durumda öğrencilerden bazıları gelişigüzel bir özür ifade ederler. “Gerçekten üzgün hissetmiyorsun, değil mi?” türünde bir yanıt vermekten kaçının. Saygı konusundaki okul kurallarını anımsatıp özrü kabul edin.
Kaynak: Bu yazı Bill Rogers’ın “scholastic.com”daki yazısından uyarlanmıştır. Bill Rogers, Avustralya kökenli olan ve dünyada davranış yönetimi, stres ve öğretmenlik konularında dersler veren bir eğitim danışmanıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.